top of page
Uzman Psikolog | Yetişkin Terapisti
EMDR Avrupa Akredite Terapisti

EMDR TERAPİSİ NEDİR?
Geçmiş Yaşantıların Bugünkü Duygusal Etkilerini Yeniden İşlemek
EMDR (Eye Movement Desensitization and Reprocessing – Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme), psikolog Francine Shapiro tarafından geliştirilen, özellikle travmatik ve zorlayıcı yaşam deneyimlerinin psikolojik etkileriyle çalışmak amacıyla kullanılan, bilimsel araştırmalarla desteklenen bir psikoterapi yaklaşımıdır.
EMDR, başlangıçta göz hareketleriyle duyarsızlaştırma yöntemi olarak tanımlanmış olsa da zaman içerisinde yalnızca göz hareketlerinden ibaret olmadığı, geçmiş yaşantıların işlenmesini, bugünkü tepkilerin anlaşılmasını ve gelecekte karşılaşılabilecek durumlara yönelik yeni baş etme becerilerinin geliştirilmesini kapsayan yapılandırılmış bir psikoterapi yaklaşımı olduğu ortaya konmuştur.
Travmatik Yaşantılar Belleğimizde Nasıl İz Bırakır?
Yaşamımız boyunca karşılaştığımız deneyimler belleğimizde yalnızca olayların bilgisi olarak saklanmaz. Bu deneyimlere eşlik eden duygular, bedensel duyumlar, düşünceler ve kendimize ilişkin geliştirdiğimiz inançlar da anılarımızın bir parçasını oluşturur.
Özellikle yoğun korku, çaresizlik, tehdit veya utanç içeren yaşantılar, belleğimizde ve sinir sistemimizin verdiği tepkilerde kalıcı izler bırakabilir.
Tehdit algıladığımızda sinir sistemimiz öncelikle hayatta kalmamızı sağlayacak tepkileri organize etmeye yönelir. Kalp atışlarımız hızlanabilir, kaslarımız gerilebilir, dikkatimiz tehlikeye odaklanabilir. Bu sırada düşünme, değerlendirme ve duyguları düzenleme becerilerimiz de yoğun stresin etkisiyle değişebilir.
Bazı zorlayıcı yaşantılar, üzerinden uzun zaman geçmiş olmasına rağmen bugünkü deneyimlerimiz tarafından yeniden tetiklenebilir. Kişi yaşadığı olayın artık geçmişte kaldığını biliyor olsa bile, benzer bir durumla karşılaştığında o zamanki korkuyu, çaresizliği, öfkeyi veya utancı yeniden hissedebilir. Örneğin çocukluk döneminde sık sık eleştirilen, aşağılanan ya da ihtiyaçları görmezden gelinen bir kişi, yetişkin yaşamında küçük bir eleştiri karşısında bile yoğun bir yetersizlik duygusu yaşayabilir. Bugünkü olayın yarattığı duygusal tepki, yalnızca o an yaşananlarla değil, geçmiş deneyimlerle de ilişkili olabilir. Bazen bugün verdiğimiz tepkilerin yoğunluğunu anlayabilmek için, geçmişte hangi deneyimlerle şekillendiklerine bakmamız gerekir.
EMDR Terapisi Nasıl Çalışır?
EMDR, Adaptif Bilgi İşleme (AIP) modeli temelinde geliştirilmiştir. Bu modele göre insan zihni, yaşantılardan edindiği bilgileri işleyerek mevcut deneyimleriyle ilişkilendirme kapasitesine sahiptir. Ancak bazı zorlayıcı deneyimler, kişinin kendisi ve dünya hakkındaki olumsuz inançlarıyla birlikte, sonraki yaşantılarını etkilemeye devam edebilir.
EMDR terapisinde amaç, geçmişte yaşanan olayları silmek veya unutturmak değildir. Amaç, bu anıların bugün yarattığı yoğun duygusal ve bedensel rahatsızlığın azalmasına, kişinin yaşantısını daha işlevsel bir bakış açısıyla değerlendirebilmesine yardımcı olmaktır.
Bu süreçte göz hareketleri, dönüşümlü dokunsal uyarımlar veya işitsel uyaranlar gibi çift yönlü uyarım yöntemlerinden yararlanılabilir.
EMDR'nin etkisini hangi nörobiyolojik mekanizmalarla ortaya çıkardığı henüz bütünüyle açıklanmış değildir. Araştırılan açıklamalardan biri, göz hareketleri gibi eş zamanlı görevlerin çalışma belleğinin sınırlı kapasitesini kullanarak rahatsız edici anıların canlılığını ve duygusal yoğunluğunu azaltabilmesidir.
Ancak EMDR, yalnızca çift yönlü uyarım uygulamasından oluşmaz. Danışanın yaşam öyküsünün değerlendirilmesi, terapiye hazırlanması, duygusal düzenleme becerilerinin desteklenmesi ve hedef anıların sistematik biçimde çalışılması sürecin önemli parçalarıdır.
EMDR Terapisinde Neler Değişebilir?
EMDR çalışmaları sırasında kişi geçmişte yaşadığı olayın kendisini nasıl etkilediğini, o deneyim sırasında kendisi hakkında hangi olumsuz inançları geliştirdiğini ve bu inançların bugünkü yaşamında nasıl karşılık bulduğunu fark edebilir.
Örneğin geçmişte yaşadığı bir olay nedeniyle “Kendimi koruyamam” inancını geliştirmiş bir kişi, benzer durumlarda yoğun korku, çaresizlik veya kaçınma tepkileri gösterebilir.
Anının işlenmesiyle birlikte, geçmişteki deneyimin yarattığı duygusal rahatsızlık azalabilir ve kişi bugün sahip olduğu kaynakları daha gerçekçi biçimde değerlendirmeye başlayabilir.
“Kendimi koruyamam” inancının yerini, kişinin bugünkü koşullarıyla daha uyumlu olan “Artık kendimi koruyabilecek seçeneklerim var” gibi bir düşünce alabilir.
Burada amaç geçmişi değiştirmek değil, geçmişte yaşananların bugün üzerimizdeki etkisini değiştirebilmektir.
EMDR Terapisi Hangi Sorunlarda Kullanılır?
EMDR'nin etkinliğine ilişkin en güçlü bilimsel kanıtlar travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) alanındadır. Dünya Sağlık Örgütü ve uluslararası klinik uygulama kılavuzlarında travma odaklı psikoterapi seçeneklerinden biri olarak önerilmektedir.
EMDR, klinik değerlendirme doğrultusunda travmatik yaşantılarla ilişkili kaygı, korku, olumsuz benlik inançları, kaçınma davranışları ve ilişki güçlükleri üzerinde çalışırken de kullanılabilir.
Depresyon, panik belirtileri, kronik ağrı, dissosiyatif belirtiler ve farklı psikolojik sorunlarda EMDR uygulamalarını inceleyen araştırmalar da bulunmaktadır. Ancak bu alanlardaki bilimsel kanıtların kapsamı ve gücü birbirinden farklıdır. Bu nedenle EMDR'nin her psikolojik sorun için aynı düzeyde etkili olduğu söylenemez.
Terapi yaklaşımının uygunluğu, kişinin yaşadığı güçlüklerin niteliği, yaşam öyküsü, mevcut psikolojik durumu ve ihtiyaçları birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.
EMDR Terapisi Ne Kadar Sürer?
EMDR, bazı travmatik yaşantıların işlenmesinde görece kısa sürelerde belirgin değişimler sağlayabilen bir yaklaşımdır. Ancak her danışan için birkaç seansta sonuç alınacağını düşünmek gerçekçi değildir.
Yakın zamanda yaşanmış, tek bir olayla ilişkili travmatik deneyimlerde çalışma daha sınırlı bir zaman diliminde tamamlanabilir.
Buna karşılık çocukluk döneminden itibaren süregelen duygusal ihmal, istismar, güvensiz bağlanma deneyimleri veya tekrarlayan travmatik yaşantılar söz konusu olduğunda süreç çok daha kapsamlı olabilir.
Çünkü bu tür deneyimler yalnızca belirli anıları değil, kişinin kendisine, başkalarına ve ilişkilere dair geliştirdiği temel inançları, duygusal düzenleme kapasitesini ve baş etme biçimlerini de etkileyebilir.
Böyle durumlarda doğrudan travmatik anıların işlenmesine geçmeden önce güvenli bir terapötik ilişkinin kurulması, kişinin duygularını düzenleme becerilerinin desteklenmesi ve gerekli psikolojik kaynakların geliştirilmesi önem taşır.
Bu nedenle bazı danışanlarla terapi süreci birkaç ay, bazılarıyla ise daha uzun bir zamana yayılabilir.
EMDR terapisinde belirleyici olan yalnızca değişimin ne kadar hızlı gerçekleştiği değil, kişinin ihtiyaçlarına uygun, güvenli ve sürdürülebilir bir değişimin sağlanabilmesidir.
Uzm. Psk. Gözde Nur Şahin
bottom of page