top of page
beden odaklı yaklaşımlar duyumlar ve duygular

SOMATİK DENEYİMLEME NEDİR?

Bedensel Farkındalık Yoluyla Sinir Sistemi Regülasyonunu

Desteklemek

 

Travmatik bir yaşantının üzerimizde bıraktığı etki, yalnızca olayın ne kadar ağır veya tehdit edici olduğuyla açıklanamaz. Olayın gerçekleştiği sırada kişinin kendisini ne kadar güvende hissettiği, sinir sisteminin verdiği tepkiler, geçmiş deneyimleri ve o anda sahip olduğu baş etme kaynakları da bu etkinin şekillenmesinde önemli rol oynar.

Aynı olay, farklı kişilerde birbirinden oldukça farklı psikolojik ve bedensel tepkilere yol açabilir. Hatta kişinin yaşamının farklı dönemlerinde benzer olaylara verdiği tepkiler bile değişebilir.

Travmayı anlamak için yalnızca ne yaşandığına değil, yaşananların beden ve sinir sistemi tarafından nasıl deneyimlendiğine de bakmak gerekir.

​

Tehdit Karşısında Sinir Sistemimiz Nasıl Tepki Verir?

Bir tehlikeyle karşılaştığımızda sinir sistemimiz, bizi korumak ve hayatta kalmamızı sağlamak amacıyla hızla harekete geçer.

Tehdit algısıyla birlikte sempatik sinir sisteminin etkinliği artabilir. Kalp atışlarımız hızlanır, kaslarımız gerilir, solunumumuz değişir ve bedenimiz harekete hazırlanır. Bu fizyolojik değişimler, tehlikeyle mücadele etmemizi veya ondan uzaklaşmamızı kolaylaştırır.

 

Bu tepkiler genellikle savaş ya da kaç tepkileri olarak bilinir. Ancak tehdit karşısında verdiğimiz yanıtlar bunlarla sınırlı değildir. Bazı durumlarda kişi hareketsiz kalabilir, donakalabilir veya çevresiyle ve bedensel duyumlarıyla bağlantısının azaldığını hissedebilir.

Tehlike ortadan kalktığında sinir sisteminin yeniden düzenlenmesi ve bedenin daha dengeli bir uyarılmışlık düzeyine dönebilmesi beklenir. Bu süreçte solunum, kas gerginliği, kalp ritmi ve bedensel hareketlilik değişebilir. Bazen titreme gibi istemsiz tepkiler de ortaya çıkabilir.

 

Ancak yoğun, ani, tekrarlayan veya kişinin baş etme kapasitesini aşan yaşantılardan sonra bu düzenlenme süreci zorlaşabilir.

Kişi artık güvende olduğu koşullarda bile sürekli tetikte hissedebilir, kolayca irkilebilir, bedensel gerginlik yaşayabilir veya tam tersine uyuşma, donukluk ve kopukluk hissedebilir.

Bu tepkiler, sinir sisteminin tehdit karşısında geliştirdiği koruyucu yanıtlarla ilişkili olabilir.

 

Somatik Deneyimleme Yaklaşımı Nasıl Çalışır?

Somatik Deneyimleme (Somatic Experiencing – SE), Peter A. Levine tarafından geliştirilen, travma ve stresin bedensel etkilerine odaklanan bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım, travmatik yaşantıların yalnızca düşüncelerimiz ve duygularımız üzerinde değil, bedensel duyumlarımız, hareket eğilimlerimiz ve sinir sistemimizin düzenlenme kapasitesi üzerinde de etkili olabileceği anlayışından hareket eder. Somatik Deneyimleme çalışmalarında kişinin bedensel duyumlarını fark etmesi, bu duyumlara eşlik eden duyguları ve hareket dürtülerini tanıması, bedensel tepkilerindeki değişimleri gözlemleyebilmesi desteklenir.

Örneğin kişi zorlayıcı bir anıyı hatırladığında göğsünde sıkışma, boğazında düğümlenme, ellerinde gerilme veya bacaklarında hareket etme isteği hissedebilir.

 

Bu duyumlar üzerinde çalışırken amaç, kişiyi yoğun bir duygusal deneyimin içine hızla sokmak veya travmatik anıyı bütün ayrıntılarıyla yeniden yaşatmak değildir. Aksine, kişinin bedensel deneyimine kendi kapasitesine uygun bir hızda ve güvenli bir biçimde yaklaşabilmesi önemlidir.

​

Somatik Deneyimleme'de kullanılan titrasyon ve pendülasyon gibi yöntemler, kişinin zorlayıcı duyumlarla daha düzenlenmiş veya güvenli hissettiği deneyimler arasında kontrollü biçimde geçiş yapmasını desteklemeyi amaçlar.

Böylece kişi, bedensel tepkilerini yalnızca rahatsız edici belirtiler olarak görmek yerine, bu tepkileri fark etmeyi, anlamlandırmayı ve onlarla daha esnek bir ilişki kurmayı öğrenebilir.

​

Travma, Bedensel Duyumlar ve Tamamlanmamış Savunma Tepkileri

Somatik Deneyimleme yaklaşımının temel kavramlarından biri, tehdit karşısında ortaya çıkan savunma tepkilerinin bazı durumlarda tamamlanamaması veya engellenmesidir.

Örneğin kişi tehlikeli bir durumdan kaçmak istemiş ancak kaçamamış, kendisini savunmak istemiş ancak harekete geçememiş olabilir.

Somatik Deneyimleme kuramına göre bu tür yaşantılar, kişinin daha sonraki bedensel ve duygusal tepkilerinde etkisini sürdürebilir.

Bu nedenle çalışmalarda yalnızca travmatik olayın anlatısına değil, olay sırasında ortaya çıkmış olabilecek bedensel tepkilere ve hareket eğilimlerine de dikkat edilir.

​

Ancak bu, travmanın bedende fiziksel bir enerji olarak depolandığı veya her travmatik yaşantının mutlaka belirli bir hareketle tamamlanması gerektiği anlamına gelmez. Bunlar Somatik Deneyimleme'nin kuramsal açıklamaları çerçevesinde ele alınmalıdır.

Amaç, kişinin geçmişteki yaşantısına eşlik eden bedensel tepkileri fark edebilmesini ve bugün bu tepkiler karşısında daha fazla düzenleme kapasitesi geliştirebilmesini desteklemektir.

​

Beden ve Zihin Arasındaki İki Yönlü İlişki

Düşüncelerimiz, duygularımız ve bedensel tepkilerimiz birbirinden bağımsız değildir.

Kaygılandığımızda nefes alışverişimiz değişebilir, kaslarımız gerilebilir ve kalp atışlarımız hızlanabilir. Benzer şekilde bedensel gerginlik, ağrı veya yoğun uyarılmışlık hâli de düşüncelerimizi, duygularımızı ve çevremizde olup bitenleri değerlendirme biçimimizi etkileyebilir. Bu nedenle psikolojik güçlüklerle çalışırken yalnızca kişinin ne düşündüğünü veya ne hissettiğini değil, bunların bedensel karşılıklarını da dikkate almak önemlidir.

​

Somatik Deneyimleme, bu karşılıklı etkileşimi terapi sürecinin önemli bir parçası olarak ele alır.

Geleneksel konuşma temelli psikoterapilerde de bedensel duyumlar ve duygusal tepkiler üzerinde çalışılabilir. Somatik Deneyimleme'nin ayırt edici yönü ise dikkati özellikle bedensel deneyime, otonom sinir sistemiyle ilişkili tepkilere ve hareket eğilimlerine yöneltmesidir.

Böylece kişinin yalnızca yaşadıklarını zihinsel olarak anlaması değil, bu yaşantılarla ilişkili bedensel tepkilerini de fark etmesi ve düzenleyebilmesi hedeflenir.

​

Somatik Deneyimleme ve Diğer Psikoterapi Yaklaşımlarının Birlikte Kullanılması

Travmatik yaşantılar kişinin yaşamını birçok farklı düzeyde etkileyebilir.

Çocukluk döneminde yaşanan duygusal ihmal, istismar, güvensiz bağlanma deneyimleri veya tekrarlayan zorlayıcı olaylar; kişinin kendisine ve başkalarına ilişkin inançlarını, ilişkilerdeki beklentilerini, duygusal tepkilerini ve bedensel düzenleme kapasitesini etkileyebilir. Bu nedenle travmayla çalışırken yalnızca anılara, yalnızca düşüncelere veya yalnızca bedensel duyumlara odaklanmak her zaman yeterli olmayabilir.

​

Kendi psikoterapi çalışmalarımda Şema Terapi, EMDR ve Somatik Deneyimleme müdahalelerini, danışanın ihtiyaçları ve terapi sürecinin özellikleri doğrultusunda bir arada kullanıyorum.

Şema Terapi ile kişinin erken dönem yaşantılarından itibaren geliştirdiği temel inançları, duygusal ihtiyaçlarını ve tekrar eden ilişki örüntülerini ele alırken; EMDR ile zorlayıcı anıların yeniden işlenmesi üzerinde çalışıyorum.

Somatik Deneyimleme müdahalelerini ise kişinin bedensel duyumlarını fark etmesini, sinir sisteminin verdiği tepkileri tanımasını ve duygusal düzenleme kapasitesini desteklemek amacıyla sürece dahil ediyorum.

 

Bu bütüncül çalışma biçiminde amaç, danışanın geçmiş yaşantılarıyla güvenli bir şekilde çalışabilmesini, bugün verdiği duygusal ve bedensel tepkileri daha iyi anlayabilmesini ve yeni baş etme yolları geliştirebilmesini desteklemektir.

Çünkü travmatik yaşantılar yalnızca geçmişte olup biten olaylardan ibaret değildir. Bazen geçmişin etkileri, bugün kendimizi nasıl hissettiğimizde, ilişkilerimizde ve bedenimizin verdiği tepkilerde yaşamaya devam eder.

Psikoterapi sürecinde bu etkileri fark etmek ve anlamlandırmak, değişimin önemli bir parçası olabilir.

​

Uzm. Psk. Gözde Nur Şahin

bottom of page