Psikosomatik Ne Demek? Bedenimiz Duygularımızdan Nasıl Etkilenir?


Stresli bir dönemde başlayan mide ağrısı, önemli bir görüşme öncesinde hızlanan kalp atışları, uzun süren gerginliğin ardından ortaya çıkan baş ağrısı… Çoğumuz duygularımızın bedenimizi etkilediğini günlük hayatımızda fark ederiz.
Peki ya bu etkiler geçici değilse? Bedensel yakınmalar uzun süredir devam ediyor, zaman zaman şiddetleniyor ve yaşam kalitemizi etkiliyorsa, psikolojik süreçlerin bu tabloda nasıl bir rolü olabilir?
Psikosomatik yaklaşım, tam da bu soruya odaklanır: Zihnimiz ve bedenimiz birbirinden bağımsız çalışmaz. Duygularımız, düşüncelerimiz, geçmiş deneyimlerimiz ve stres karşısında verdiğimiz tepkiler, bedenimizin işleyişiyle sürekli etkileşim hâlindedir.
Psikosomatik Yakınmalar Nasıl Ortaya Çıkar?
Beynimiz yalnızca düşüncelerimizi ve duygularımızı yönetmez. Sinir sistemi ve hormonlar aracılığıyla kalp atışlarımızı, kaslarımızı, solunumumuzu, sindirim sistemimizi ve ağrıyı algılama biçimimizi de etkiler.
Örneğin tehdit algıladığımızda bedenimiz kendini korumaya hazırlanır. Kalbimiz hızlanır, kaslarımız gerilir, nefes alışverişimiz değişir. Bu, hayatta kalmamıza yardımcı olan doğal bir stres yanıtıdır.
Ancak beynimiz için tehdit her zaman fiziksel bir tehlike değildir. Bir tartışma, reddedilme korkusu, uzun süren belirsizlik veya geçmişte yaşadığımız zorlayıcı bir deneyimi hatırlamak da benzer bedensel tepkileri harekete geçirebilir.
Bazı kişilerde bu tepkiler zamanla daha kolay tetiklenebilir. Sürekli tetikte olma hâli, kas gerginliği, bedensel duyumlara yönelik artan hassasiyet ve belirtilerle ilgili kaygı birbirini besleyen bir döngüye dönüşebilir.
Örneğin yoğun stres altında olan bir kişi, kaslarının sürekli gergin olduğunu fark etmeyebilir. Zamanla baş, boyun veya sırt ağrıları yaşayabilir. Ağrı arttıkça endişelenebilir; endişelendikçe bedensel gerginliği de artabilir. Bu örnekte ağrı gerçektir. Psikolojik süreçler ise ağrının yaşanma biçimini ve sürmesini etkileyen faktörlerden biri olabilir.
Bedenimiz Geçmiş Deneyimlerimizi Hatırlar mı?
Günlük yaşamda bazen bir ses, koku veya ortam bize geçmişte yaşadığımız bir olayı hatırlatır. Benzer şekilde beynimiz, geçmiş deneyimlerle ilişkili tehdit ve güvenlik işaretlerini de öğrenir.
Örneğin geçmişte yoğun korku yaşadığı bir durumda donakalmış kişi, bugün benzer bir çatışmayla karşılaştığında yine konuşmakta zorlanabilir, kasıldığını veya hareket edemediğini hissedebilir.
Tehdit karşısında ortaya çıkan savaş, kaç ve don tepkileri, sinir sistemimizin doğal savunma yanıtlarıdır. Bazı zorlayıcı deneyimlerin ardından bu tepkiler, artık tehlike bulunmayan durumlarda da kolayca harekete geçebilir.
Bu nedenle psikoterapide yalnızca geçmişte ne yaşandığıyla değil, o deneyimin bugün hangi duyguları, düşünceleri ve bedensel tepkileri uyandırdığıyla da ilgileniriz.
Duygularımızı İfade Edemediğimizde Bedenimiz Nasıl Etkilenir?
Hepimiz duygularımızı aynı kolaylıkla tanıyıp ifade edemeyiz. Bazen öfkeleniriz ama belli etmeyiz. Kırılırız ama konuşmayız. Hayır demek isteriz fakat karşımızdakini üzmekten çekiniriz. Bazı durumlarda ise ne hissettiğimizi anlamak bile zor olabilir.
Duyguları bastırmanın fizyolojik stres tepkilerini etkileyebildiğini gösteren araştırmalar var. Ancak burada önemli olan, ifade edilmeyen her duygunun mutlaka bir hastalığa dönüşmesi değil; duygularımızla kurduğumuz ilişkinin stres düzeyimizi ve bedensel deneyimlerimizi etkileyebilmesidir.
Özellikle uzun süreli stres, kişinin kendini sürekli kontrol etmek zorunda hissetmesi, ihtiyaçlarını ifade edememesi veya zorlayıcı yaşantılarla baş etmekte güçlük çekmesi, bazı bedensel yakınmalarla birlikte görülebilir.
Bu nedenle psikoterapide bazen bedensel bir belirtiden yola çıkarak kişinin duygusal dünyasına yaklaşırız.
Psikosomatik Yakınmalar Psikoterapide Nasıl Ele Alınır?
Psikoterapide ilk adım, bedensel yakınmanın psikolojik olduğunu varsaymak değildir. Kişinin tıbbi değerlendirme süreci, belirtilerinin öyküsü ve günlük yaşamına etkileri dikkate alınır.
Ardından belirtilerin hangi dönemlerde başladığını, hangi koşullarda arttığını ve kişinin yaşamındaki stres kaynaklarıyla nasıl bir ilişki içinde olabileceğini araştırabiliriz.
Örneğin uzun süredir devam eden bedensel bir yakınma üzerine çalışırken, kişinin o dönemde yaşadığı kayıplar, ilişkisel güçlükler, korkular veya kendini ifade etmekte zorlandığı durumlar gündeme gelebilir. Bazen danışanlar bedensel belirtilerini ayrıntılı biçimde anlatabilirken, o belirtilere eşlik eden duyguları tanımlamakta zorlanır.
İşte bu noktada yalnızca konuşmaya değil, duyguların, anıların ve bedensel duyumların birlikte ele alındığı çalışmalara da yer verebiliriz.
İmgeleme: Zihnimizde Canlandırdığımız Deneyimler Bedenimizi Etkileyebilir mi?
Bir limonu ikiye böldüğünüzü ve ekşi suyunu tattığınızı hayal edin. Yalnızca bunu düşünmek bile ağzınızın sulanmasına neden olabilir. Bunun nedeni, beynimizin zihinde canlandırılan deneyimlere de fizyolojik tepkiler verebilmesidir.
Nörobilim araştırmaları, imgeleme sırasında algılama, hareket ve duygularla ilişkili bazı beyin ağlarının etkinleştiğini gösteriyor. Psikoterapide imgelemeden yararlanmamızın nedenlerinden biri de budur.
Örneğin geçmişte kendini savunamadığı bir anıyı çalışan kişi, terapi sırasında o sahnede ne hissettiğini ve neye ihtiyaç duyduğunu keşfedebilir. Ardından kendini koruyabildiği, sınır koyabildiği veya ihtiyaç duyduğu desteği alabildiği farklı bir deneyimi zihninde canlandırabilir.
Şema terapideki imgeleme ile yeniden yazım, EMDR'deki anı işleme çalışmaları ve hipnoterapide kullanılan imgeleme teknikleri farklı yöntemlerle kişinin duygusal deneyimlerini ele alır. Bu çalışmalar, geçmiş yaşantıların bugün uyandırdığı duyguların ve bedensel tepkilerin yeniden değerlendirilmesine yardımcı olabilir.
Bazen Bedenin de Harekete İhtiyacı Olabilir
Tehdit karşısında bedenimiz yalnızca bir duygu yaşamaz; aynı zamanda harekete hazırlanır. Uzaklaşmak, kendini korumak, itmek veya sınır koymak isteyebiliriz. Ancak bazı durumlarda korku, çaresizlik veya koşullar nedeniyle bu tepkileri gerçekleştiremeyebiliriz.
Somatik odaklı psikoterapilerde ve hareket temelli çalışmalarda, kişinin geçmişte gerçekleştiremediği korunma veya uzaklaşma hareketleri güvenli bir ortamda ele alınabilir.
Örneğin geçmişte kendini savunamamış bir kişi, terapi sırasında ellerini öne uzatarak sınır koymayı, geri çekilmeyi veya bulunduğu yerden uzaklaşmayı deneyimleyebilir.
Buradaki amaç geçmişteki olayı yeniden yaşatmak değil; kişinin bugün hareket edebilme, seçim yapabilme ve kendini koruyabilme kapasitesini deneyimlemesini desteklemektir.
Bu tür çalışmalar Somatik Deneyimleme, bazı hipnoterapi uygulamaları ve dışavurumcu dans ve hareket terapilerinde farklı biçimlerde kullanılabilir.
Psikoterapi Bedensel Belirtileri Gerçekten Değiştirebilir mi?
Evet. Araştırmalar, bazı bedensel belirti tablolarında psikoterapinin yalnızca duygusal sıkıntıyı değil, fiziksel belirtilerin şiddetini ve günlük yaşam üzerindeki etkisini de azaltabildiğini gösteriyor.
Örneğin fibromiyalji hastalarıyla yapılan kontrollü bir araştırmada, duygusal farkındalık ve ifade üzerine çalışan terapi yaklaşımının bazı ağrı ve işlevsellik ölçümlerinde olumlu sonuçlar sağladığı görüldü.
İrritabl bağırsak sendromunda bağırsak odaklı hipnoterapi üzerine yapılan çalışmalar da bazı hastalarda karın ağrısı ve sindirim sistemi belirtilerinde iyileşmeler bildiriyor.
Kronik ağrı, somatik belirti bozukluğu ve bazı fonksiyonel bedensel yakınmalarda bilişsel davranışçı terapi gibi psikolojik müdahalelerin de yarar sağlayabildiği gösterilmiş durumda.
Bu sonuçlar, psikoterapinin bedensel belirtilerle ilişkili süreçlerde önemli bir yere sahip olabileceğini ortaya koyuyor.
Elbette her bedensel yakınmanın nedenleri ve ihtiyaç duyduğu tedavi farklıdır. Bu nedenle psikolojik destek, gerekli tıbbi değerlendirme ve takip ile birlikte ele alınmalıdır.
Bilimsel Kaynaklar
Engel, G. L. (1977). The Need for a New Medical Model: A Challenge for Biomedicine. Science. https://doi.org/10.1126/science.847460
Kosslyn, S. M. ve ark. (2001). Neural Foundations of Imagery. Nature Reviews Neuroscience. https://doi.org/10.1038/35090055
Khalsa, S. S. ve ark. (2018). Interoception and Mental Health: A Roadmap. Biological Psychiatry: Cognitive Neuroscience and Neuroimaging. https://doi.org/10.1016/j.bpsc.2017.12.004
Gross, J. J. & Levenson, R. W. (1993). Emotional Suppression. Journal of Personality and Social Psychology. https://doi.org/10.1037/0022-3514.64.6.970
Lumley, M. A. ve ark. (2017). Emotional Awareness and Expression Therapy, Cognitive Behavioral Therapy, and Education for Fibromyalgia. Pain. https://doi.org/10.1097/j.pain.0000000000001036
Brom, D. ve ark. (2017). Somatic Experiencing for Posttraumatic Stress Disorder: A Randomized Controlled Outcome Study. Journal of Traumatic Stress. https://doi.org/10.1002/jts.22189
Koch, S. C. ve ark. (2019). Effects of Dance Movement Therapy and Dance on Health-Related Psychological Outcomes. Frontiers in Psychology. https://doi.org/10.3389/fpsyg.2019.01806
Bu yazı bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Süregelen veya tekrarlayan fiziksel belirtilerin tıbbi değerlendirmesi önemlidir. Psikolojik destek, uygun durumlarda tıbbi takip ve tedaviye eşlik edebilir.



Yorumlar